Bilal Erdoğan: Dilin kodlarıyla oynadığın zaman bütün aktarımı kesmiş oluyorsun

İSTANBUL, (DHA)- VAKIFLAR Haftası kapsamında Palet Türk Müziği İlkokulu'nda düzenlenen 'Anadolu STK'ları Buluşması' programında konuşan YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Yüz yıl önceki Türkçeyi bugün çocuklarımızın okuyamamasından mustaribiz

VAKIFLAR Haftası kapsamında Palet Türk Müziği İlkokulu'nda düzenlenen 'Anadolu STK'ları Buluşması' programında konuşan YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Yüz yıl önceki Türkçeyi bugün çocuklarımızın okuyamamasından mustaribiz. İngilizcede, İtalyancada, Fransızcada mesela böyle şeyler söz konusu değil; eski metinleri de beş yüz yıl önceki metni bile açıp bugün okuyabiliyorsunuz. Ama bırakın önemli divan şairlerimizden bir tanesini okumayı, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni bile bugün çocuklarımızın okuyup anlaması mümkün değil. Dilin kodlarıyla oynadığın zaman bütün aktarımı kesmiş oluyorsun. Çünkü dil aslında binlerce yıllık bir kültürel pişmenin, olgunlaşmanın, demlenmenin neticesinde oluşan bir şeydir dedi.

Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü ile Palet Türk Müziği İlkokulu iş birliğinde, Vakıflar Haftası kapsamında düzenlenen 'Anadolu STK'ları Buluşması' programı; sivil toplum temsilcilerini, eğitimcileri bir araya getirdi. Vakıf kültürünün toplumsal dayanışma, eğitim ve kültürel miras alanındaki önemine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen programda, Palet Türk Müziği İlkokulu'nun eğitim vizyonu ve Türk müziğine yönelik çalışmaları tanıtıldı. Okul gezisiyle başlayan programda, vakıf temsilcileri okul bünyesindeki Türk Müziği Müzesi'ni ziyaret etti. Okulun özgün eğitim modeli hakkında bilgi alan misafirler, ardından Çinuçen Tanrıkorur Salonu'nda Kazasker Mustafa İzzet Efendi Sınıfı öğrencilerinin hazırladığı özel dinletiyi takip etti. 'Yağmur Geçti, Kar Geçti', 'Cıp Cıp Cücelerim', 'Burası Çanakkale' gibi anlamlı eserlerin icra edildiği dinleti, katılımcılardan büyük beğeni topladı.

Etkinliğin devamında; YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gülçin Yahya Kaçar, İstanbul Vakıflar 2. Bölge Müdürü Arif Özsoy, Palet Türk Müziği İlkokulu Kurucu Temsilcisi Yüce Gümüş ve vakıf temsilcilerinin katılımıyla kapsamlı bir istişare toplantısı gerçekleştirildi.

'BİR KİMLİĞİN, BİR KÜLTÜRÜN KORUNMASININ NE DENLİ ÖNEMLİ OLDUĞUNU CİNUÇEN TANRIKORUR'DAN ÖĞRENDİM'

Toplantıda kendi müzik yolculuğundan ve kültürel ihyanın öneminden bahseden YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Benim Türk müziğiyle tanışmam ve gerçekten hayatımda çok iz bırakan insanlardan bir tanesi, rahmetli hocam Cinuçen Tanrıkorur'dur. Tabii hoca çok mükemmeliyetçi, çok farklı bir karakter idi. Gittiği yerlere yanında gitmek, evinde sohbetinde bulunmak, anlattığı müzikle ilgili, kültürle ilgili sohbetlere tanıklık etmek bana ciddi bir ufuk kattı. Bir kimliğin, bir kültürün korunmasının, yeni nesillere aktarımının, ihyasının ne denli önemli olduğunu ne denli hayati öneme sahip olduğunu ondan öğrendim diyebilirim dedi.

'YÜZ YIL ÖNCEKİ TÜRKÇEYİ BUGÜN ÇOCUKLARIMIZIN OKUYAMAMASINDAN MUSTARİBİZ'

Kültürel mirasın korunmasında dilin hayati bir rol oynadığını vurgulayan Bilal Erdoğan, 15 yıllık süreçte Türkiye'deki vakıflar, dernekler, kuruluşlarda yaptığımız çalışmaların merkezinde de bu var aslında. Geleneksel sporlarla ilgili bir şey yaparken de kültürün, kimliğin ihyasına çalışıyoruz. Müzik okulumuz zaten kültürün, kimliğin ihyası. Ama yetiştirdiğimiz diğer üniversitelerimizdeki, okullarımızdaki, yurtlarımızdaki öğrencilere de aşılamaya çalıştığımız bir ruh var. Yani okulda çocuklar matematik, Türkçe, fen bilgisi hepsini öğreniyorlar; robotik atölyeleri var, zamanın gerekleri neyse onları öğreniyorlar. Ama 'Ben bir Müslüman olarak, bir Türk olarak benim bir tarihim var, bir mirasım var, beni ben yapan şeyler var; benim bunlardan uzaklaşmamam lazım, bunları kuşanarak geleceğe yürümem lazım' şiarıyla yetiştirmek derdimiz ve kaygımız. Bunun içerisinde dilin korunması, kelime dağarcığımızın yeniden ihyası var; çünkü yüz yıl önceki Türkçeyi bugün çocuklarımızın okuyamamasından mustaribiz. İngilizcede, İtalyancada, Fransızcada mesela böyle şeyler söz konusu değil; eski metinleri de beş yüz yıl önceki metni bile açıp bugün okuyabiliyorsunuz. Ama bırakın önemli divan şairlerimizden bir tanesini okumayı, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni bile bugün çocuklarımızın okuyup anlaması mümkün değil. Dilin kodlarıyla oynadığın zaman bütün aktarımı kesmiş oluyorsun. Çünkü dil aslında binlerce yıllık bir kültürel pişmenin, olgunlaşmanın, demlenmenin neticesinde oluşan bir şeydir diye konuştu.

'ON SENEDE BİR TANECİK ITRİ, SADETTİN KAYNAK, ALAEDDİN YAVAŞCA ÇIKSA BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR FETİH OLUR'

Türk müziğinin kökenlerine ve okulun misyonuna dair önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, Bu kadar kadim bir müzik geleneğimizin olduğunu çocuklar bilmiyorlar. Enstrümanın ismini duymamış, enstrümanı görünce ne olduğunu bilmiyor, sesini tanımıyor. Bizi biz yapan şeyler bunlar olmuş Anadolu'da. Sonuçta bizim Türkler at üstünde yaşamışlar ve at üstünde omuzunda da yayı var. Şimdi at üstünde giderken yayla ilk başta muhtemelen ses çıkarmaya başlamış ve onun arkasına bir kabuk koyduğu zaman ikinci teli de takarak işte kopuz meydana çıkmış. Yani kopuza baktığınız zaman ne kadar yaya benzediğine insan şaşırıyor ve hani tarihçiler, antropologlar da bunun birbiriyle ne kadar ilişkili olduğunu tespit ediyorlar. Ondan sonra kopuzdan uda gelmişiz. Ud Avrupa'ya lavta olarak gitmiş, lavta gitar olmuş vesaire. Bunların aslında birbiriyle ne kadar akraba olduğu ama bizdekilerin bizim değerlerimizi yansıttığını çocuklarımıza aktarmaya çalışıyoruz. Yetenek sınavıyla bu okula her sene 24 çocuk alıyoruz ama inanın on senede bir tanecik Itri çıksa, bir tane Sadettin Kaynak çıksa, bir tane Alaeddin Yavaşca çıksa, Türk müziğinin yaşatılması, yeni nesillere aktarılması için büyük fetih olur anlamında görüyorum ifadelerini kullandı.

'HER VELİNİN MUHAKKAK MANEVİ OLARAK DA OKULA SAĞLAYABİLECEĞİ BİR ŞEY VARDIR'

Toplumun her ferdinin kamu kurumlarını sahiplenmesinin önemine ve vatandaş desteğinin kritik rolüne dikkat çeken Erdoğan, eğitim süreçlerinde sadece maddi desteklerin değil, velilerin sahip olduğu bilgi, beceri ve tecrübelerin okullara aktarılmasının hayati bir rol oynadığını vurguladı. Okul-aile iş birliğinin yapıcı bir ruhla, eğitimin niteliğini artırmaya odaklanması gerektiğini belirten Erdoğan, gönüllülük esasına dayalı bu dayanışma modeline dair, Okul aile birlikleri, yapıcı olarak eğitime katkı sağlasa eğitimin sonuçlarını en hızlı değiştirecek kurumlarımız. Her bir velinin sadece maddi değil manevi olarak da; örneğin gelir çocuklara mesleğini öğretir, futbol oynayan çocuklara futbol koçluğu yapar, güreşmeyi bilen veli gelir çocuklara güreş kulübü açar, her bir velinin muhakkak okula sağlayabileceği bir şey vardır ifadelerini kullandı.

'PEYGAMBERİMİZ YAKINDAN UZAĞA DOĞRU YARDIMI VE ÜNSİYETİ BİZE VAAZ ETMİŞTİR'

Sivil toplum kuruluşlarının (STK) kendi faaliyet alanlarının ötesinde, içinde bulundukları toplumun tüm katmanlarına dokunması gerektiğini ifade eden Erdoğan; yardımlaşma kültürünün yakın çevreden başlayarak yaygınlaşması gerektiğini belirterek, İlgilendiğiniz bir okul mu olur, ilgilendiğiniz bir kamu kurumu mu olur ne olursa gidiyorsunuz; diyorsunuz ki 'Ben bir vakıfım, var bazı imkanlarım. İnsan gücüm var, param var, şuyum var, buyum var. Ben size destek olmak istiyorum.' İcabında istikametini beğenmiyorsanız istikametini düzeltirsiniz, eksikliğini giderirsiniz, orada mahallenin teveccühünü kazanırsınız. Yani bu çok önemli. Çünkü Peygamber Efendimizin sünnetinde şunu görüyoruz: Önce akrabasına, sonra komşusuna... Böyle yakından uzağa doğru yardımı, ünsiyeti Peygamberimiz hep bize vaaz etmiş. Demek ki yakından başlamak, yakınımızdakiler tarafından bilinmek, onlara güzel hizmetler sağlamak önemli bir iş. Sivil toplumun da nerdeyse merkeziniz, nerede bir şeyiniz varsa orada muhakkak bir kamu kurumuna destek olmayı bence gündeminize almalısınız inşallah dedi.