Burhanettin Duran: Savaşlar teknolojiyi, teknoloji savaşları güçlendiriyor
Tuğçe SEZER ODABAŞI-Ulaşcan ÖZER/İSTANBUL,(DHA)- İLETİŞİM Başkanı Burhanettin Duran, TRT World Forum kapsamında düzenlenen TRT Next Programı'nda konuştu
İLETİŞİM Başkanı Burhanettin Duran, TRT World Forum kapsamında düzenlenen TRT Next Programı'nda konuştu. Duran, Teknoloji dediğimiz şey çoğu zaman savaşlarla gelişmiş. Şimdi bu sarmal, yani savaşlar teknolojiyi geliştirirken teknoloji tekrar savaşları güçlendiriyor. Artık teknoloji şirketleri bize bir takım mecraları sunmuyorlar, aynı zamanda bizleri kontrol eden, bizlerin anlatılarını kuran çok etkili bir konuma geliyorlar. Bu yazılımların hiç de masum olmadığını biliyoruz. Ama farkında olmadığımız o kadar çok veriyi veriyoruz ki. Bazen kendimizle ilgili karar almamızla ilgili bir şeyi, -mesela son dönemde yaygınlaşan bir özellik bu- yapay zekaya belli bilgileri verip nasıl karar almamız gerektiğini soruyoruz dedi.
TRT World Forum kapsamında düzenlenen TRT Next Programı bugün Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın katılımı ile gerçekleşti. Burada konuşan Duran, dünyadaki dönüşüm süreci, savaşlar, teknoloji, yapay zeka ve iletişim alanındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
'KİMİSİ DÖNÜŞÜM DİYOR, KİMİSİ KRİZLER DİYOR'
Burada konuşan Duran, Gelen dünya hepimize bir miktar endişe veriyor. Bu endişe yersiz değil. Çünkü neyle karşılaşacağımıza dair gördüğümüz emareler, işaretler zaman zaman olumlu hususlar içeriyor ama bazen de acaba bu işin sonu nereye varır şeklinde bir kaygı da üretmiyor değil. Kimisi dönüşüm diyor, kimisi krizler diyor. Kimisi dünyada yeni bir döneme geçtik, artık iletişim, enformasyon toplumu demek yeterli değil, biz buna 'anlatı çağı' diyelim diyorlar. Hangi adı kullanırsanız kullanın bazı konular öne çıkıyor diye konuştu.
'SAVAŞLAR TEKNOLOJİYİ, TEKNOLOJİ DE SAVAŞLARI GÜÇLENDİRİYOR'
Duran, Biz şunu biliyoruz, teknoloji dediğimiz şey çoğu zaman savaşlarla gelişmiş. Şimdi bu sarmal, yani savaşlar teknolojiyi geliştirirken teknoloji tekrar savaşları güçlendiriyor, savaşma kapasitesini güçlendiriyor. Bunun gerçekten hızlı bir sarmala döndüğü bir dünyanın içerisindeyiz. Hepimiz yapay zekadan bahsediyoruz ve artık da kullanıyoruz değil mi? Muhtemelen yapay zekayı kullanmayan çok az kişi vardır aramızda. Artık teknoloji şirketleri, biz buna teknokapitalizm de diyebiliriz, teknofaşizm diyenler de var, sadece birtakım bize mecraları sunmuyorlar, birtakım aplikasyonları sunmuyorlar, aynı zamanda bizleri kontrol eden, bizlerin anlatılarını kuran çok etkili bir konuma geliyorlar. Bu yazılımların hiç de masum olmadığını biz algoritmalardan biliyoruz, filtrelerden, yankı odalarından biliyoruz. Artık bunun farkındayız ama farkında olmadığımız o kadar çok veriyi veriyoruz ki. Bazen kendimizle ilgili karar almamızla ilgili bir şeyi, mesela son dönemde yaygınlaşan bir özellik bu, yapay zekaya belli bilgileri verip nasıl karar almamız gerektiğini soruyoruz ifadelerini kullandı.
'YARI İNSAN YARI MAKİNEYE DOĞRU GİDEN BİR SÜREÇ Mİ YAŞAYACAĞIZ?'
Yapay zekanın karar alma süreçlerine etkisine değinen Duran, Şimdi kuantum teknolojisinin yaygınlaştığı, kuantum bilgisayarların yaygınlaştığı ve birçok seçeneğin aynı anda değerlendirilip proses edildiği bir yerde, bir cerrahın hastasına müdahale etme konusunda kullanabileceği çok önemli bir özellik bu. Fakat insan olmanın yerine geçecek kararları da herhangi bir yapay zeka formuna mı aldıracağız? Şimdi bu soru, çok önemli bir soru. Hele hele bu teknolojilerin bize ürettiği çiplerle biz birtakım nöral kabiliyetlerimizi geliştirebileceğimizi varsaydığımızda, acaba yarı insan yarı makineye doğru giden bir süreci mi yaşayacağız? Bu soruları sormak ve bu soruların cevabını aramak durumundayız. Bir çip takarak onlarca dili rahatlıkla öğrenebiliriz, buna doğru gidiyoruz. Ama o çiplerin takıldığı zihin, beyin artık bizim mi, bizim mi olacak? Bilincimiz, hatta biraz daha öteye gidelim, vicdanımız nerede olacak? dedi.
'ALGORİTMALARLA SAVRULDUĞUMUZ YERDE OLMAMALIYIZ'
Duran, Bu dünyada bir anlam arayışı içerisinde olan, bu dünyanın, bu yaşamın bir gayesi olduğuna inanan ve kendini gerçekleştirmeye çalışan bireyin varacağı ve şekillendireceği bir toplum ve dünya olmalı. Bu akıntı içerisinde kaybolan, nereye gittiğini bilemediğimiz, algoritmalarla bir o yana bir bu yana savrulduğumuz bir yerde olmamalıyız dedi.
'TÜRKİYE'NİN DÜNYANIN GELECEĞİNE DAİR SÖZ SÖYLEMESİ GEREKİYOR'
Çok kutuplu dünya düzenine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Duran, Hazırlıklı olmalıyız. Çünkü çok kutuplu dünya nereye gidecek belli değil. Türkiye gibi orta büyüklükte olarak görülen ama dünyaya söyleyecek sözü olan, verecek mesajı olan ülkelerin burada öne çıkarak dünyanın geleceğine dair söz söylemesi gerekiyor. Sadece söz söylemek değil, bir şeyler yapmak gerekiyor. Bu çerçevede Cumhurbaşkanımızın 'Dünya 5'ten büyüktür' diye başlattığı ve sonra 'Daha adil bir dünya mümkündür' dediği konu sadece bir söylem değil. Bu bizim için birçok bölgede ve müdahil olduğumuz birçok krizde ve paylaştığımız kapasitelerle, yani yapıp etmelerimizle katkı verdiğimiz, geleceğinin şekillenmesini etki ettiğimiz bir alandır. BM reformundan bahsetmekle kalmıyoruz sadece, biz aynı zamanda elimizdeki imkanları da haksızlıkların önlenmesi, adaletin hakim kılınması için kullanıyoruz dedi.
'GAZZE SOYKIRIMI BİZE İKİ ŞEY GÖSTERDİ'
Konuşmasında Gazze'de yaşananlara da değinen Duran, Türkiye'nin Libya'daki, Karabağ'daki, Suriye'deki, Afrika'nın birçok ülkesiyle geliştirdiği ilişkilerdeki tavrı tamamen bununla alakalı. Böyle baktığımızda Gazze soykırımından bahsetmeden elbette konuşmamı yapamam. Gazze'de yaşananlar iki tane şey gösterdi bize. Bir tanesi, dünya siyasetinin bu değerler etrafında gittiğini söyleyenlerin yalancılığını, bazı ülkeler söz konusu olduğunda her şeyi nasıl kenara bıraktıklarını bize gösteren ve çıplak bir şekilde gördüğümüz bir gerçeklikti. Bu anlamda Batı'nın o liberal olduğunu düşündüğü, söylediği şeyin artık tabutuna son çivi çakılmış oldu. Ama ikinci tarafı var ki Gazze soykırımı sırasında gördüğümüz, bu hepimize umut veren ve hepimizi geleceğe dair heyecanlandıran bir tepkiydi ifadelerini kullandı.
'BU TÜR TEPKİLERİ BÜYÜTMEMİZ GEREKİYOR'
Gazze'de yaşananların dünya genelinde farklı toplumlardan tepki gördüğünü belirten Duran, Bugün ABD'de Filistin sempatisi İsrail sempatisinin üstüne çıkmış durumda. Ve Avrupa toplumlarında en fazla İsrail'e müzahir olması gereken toplumlardaki tepkiyi hepimiz gördük. O halde Türkiye'dekini saymıyorum, o zaten çok belli. Değişik toplumlardaki bu ortak tepkinin geldiği yer insanlığın haksızlığa karşı bir haykırışıdır. Bunu büyütmemiz gerekiyor. Bu tür tepkileri büyütmemiz gerekiyor ve bunun gelecekte bu tür soykırımların olmaması için neler yapabileceğimizi hep beraber düşünmek durumundayız. Dolayısıyla gelen dünya bizlerin söylemlerini daha çoklaştırabileceği, kendisinin şekillenmesine daha fazla katkıda verebileceğimiz bir yerdir. Bu öyle görmek durumundayız ve bunu görebilecek bir altyapının ve kapasitenin de olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde baktığımızda o insan kalmanın daha mümkün olacağı ve kendi değerlerimize sahip çıkabileceğimiz, benliğimize sahip çıkabileceğimiz bir yerde olacağımızı düşünüyorum. Bu konuda ümitvar olmak yetmez, bu konuda bir şeyler yapmak gerekir dedi.
'HAKİKATİ KORUMAKLA İLGİLİ BİR GAYRET ORTAYA KOYUYORUZ'
İletişim Başkanlığı'nın çalışmalarına ilişkin de konuşan Duran, Bizim İletişim Başkanlığı olarak yapmaya çalıştığımız hakikati korumakla ilgili bir gayret ortaya koymaktır. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi çerçevesinde bunu yapıyoruz. Yine CİMER üzerinden Türkiye'deki vatandaşlarımızın taleplerini kamuya ileterek bunların karşılanması yönünde çaba gösteriyoruz. Kamu diplomasisi, stratejik iletişim boyutlarıyla hep ana gayemiz hakikatin korunması, güvenliğin sağlanması, bilgiye ulaşımın yeterli olmadığı aynı zamanda insanın, insanların, vatandaşlarımızın hakikate ulaşabilmelerinin mümkün olabildiği bir habitatı sağlamak. Bu anlamda hem TRT'nin hem Anadolu Ajansı'nın hem de diğer ilgili medya kuruluşlarımızın birçok seferde sınavda iyi bir yerde olduğunu düşünüyorum. Gazze soykırımı başta olmak üzere hakikatin insanlara ulaştırılmasında önemli bir gayret gösterdiler. Bu önemli, çünkü az önce söylediğim tepkiler ister konvansiyonel medyada olsun ister sosyal medya mecralarında olsun, bilinçli insanların, vatansever insanların, insani değerlere sahip çıkanların ortaya koyduğu performansla mümkün oldu. Yoksa o şirketler algoritmaları yöneterek belirli konuları, belirli ülkelerin lehine olacak şekilde yönlendiriyorlar. Bu artık bir gerçeklik. Bu tarafından da oldukça mutluyum. Yani bunun artık çıplak bir gerçek olmasından da oldukça mutluyum dedi.