☰
✕

Çevre gönüllülerinden Meriç Nehri'nde kum ocağının kapasite artışına itiraz

Olgay GÜLER/EDİRNE, (DHA)- EDİRNE'de çevreciler, kentteki bir kum-çakıl ocağı ve eleme şirketinin Meriç Nehri'ndeki yıllık kapasite faaliyetini arttırmasına yönelik itiraz dilekçesi verdi

EDİRNE'de çevreciler, kentteki bir kum-çakıl ocağı ve eleme şirketinin Meriç Nehri'ndeki yıllık kapasite faaliyetini arttırmasına yönelik itiraz dilekçesi verdi.

Meriç Nehri kıyısında faaliyet gösteren bir kum-çakıl ocağı ve eleme şirketinin 2022 yılında kum çakıl çıkarma, eleme işlemlerinde kapasite artışı ve 4 beton santrali başvuruları, sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve çevre gönüllülerin itirazıyla iptal edildi. Aradan geçen 4 yılın ardından aynı şirket bu kez 10 bin tonluk işlem kapasitesini, yılda 396 bin tona çıkarmak için 13 Ekim'de başvuru yaptı. Şirketin kapasite artışını öngören bu talebine Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği itiraz etti. Dernek üyeleri ve sivil toplum örgütlerinden temsilciler Edirne Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne giderek projeye itiraz dilekçelerini iletip, basın açıklaması yaptı.

'NEHRİMİZ YİNE TEHDİT ALTINDA'

Dernek başkanı Ayten Eren, söz konusu kapasite artışının Meriç Nehri'nin geleceği açısından ciddi çevresel riskler taşıdığını belirterek, 2022 yılında aynı şirketin kum çakıl çıkarma, eleme işlemlerinde kapasite artışı ve 4 beton santrali başvuruları Edirne STÖ'leri, meslek odaları ve çevre dostu insanların hukuk mücadelesiyle iptal ettirilmişti. Şu anda, Meriç Nehri'miz aynı nedenlerle yine tehdit altında ve o günden bu yana şirket yine devasa bir kapasite artışı talebiyle yine nehrimizin kıyısında. Ve proje kabul görürse, ardından beton santrali projeleri de sırada bekliyor olabilir. Ayrıca nehir kıyısında beton santralleri kabul edilemez başka tahribatlara yol açabilir dedi.

'TAŞKIN RİSKİNİ ORTADAN KALDIRAN DEĞERLENDİRMELER YAPILMALI'

Şirketin, kum adacıklarının kaldırılmasıyla taşkın riskinin azalacağını ve kıyı erozyonunun önleneceğini ileri sürdüğü yönündeki görüşüne de değinen Eren, Ancak, ticari kum-çakıl madenciliği ile kamu yararı amacıyla yürütülen taşkın önleme çalışmaları aynı faaliyet olarak değerlendirilemez. Nehir yatağından yoğun malzeme çıkarılması; taban derinleşmesi, sonucunda mevcut iki köprünün ve Arşimet Hidroelektrik Santrali'nin güvenliği açısından risk oluşturabilir. Proje tanıtım dosyasında belirtilen 32 metre talveg kotunun korunması da tek başına nehrin uzun dönemli dengesinin güvence altına alındığını göstermemektedir. Bu nedenle taşkın riskinin gerçekten azalacağını ortaya koyan, farklı debi ve taşkın senaryolarını kapsayan bağımsız hidrolik ve jeomorfolojik değerlendirme yapılmalıdır diye konuştu.

'ÇEVRESEL ETKİLER KAPSAMLI DEĞERLENDİRİLMELİ'

Eren, yoğun malzeme çıkarılmasının çevresel etkiler açısından kapsamlı değerlendirilmesi gerektiğini de söyleyerek, Ticari kum-çakıl çıkarma faaliyetinin 'taşkın önleme' gerekçesiyle sunulması, çevresel etkilerinin göz ardı edilmesini haklı kılamaz. Yoğun malzeme çıkarımının nehir yatağına, sediment dengesine, kıyılara, yer altı sularına ve canlı yaşamına etkileri, bağımsız bilimsel çalışmalarla değerlendirilmelidir. Nitekim Trakya Üniversitesi'nin (TÜ) bilim insanlarının Meriç Nehri'ndeki çalışmaları da bir önceki şirket projesinin iptali için, dayanaklardan biri olmuştu. Nakliye, kum, çakıl çıkarma, eleme vb. birlikte oluşturacağı toz, gürültü, trafik ve kirlilik yükü de hesaba katılmalıdır dedi.

'PROJE KABUL EDİLEMEZ'

Meriç Nehri'nin ortak yaşam kaynağı olduğunu dile getiren Ayten Eren, Meriç Nehri; su varlıkları, tarım alanları, kıyı ekosistemi ve biyolojik çeşitliliğiyle ortak yaşam kaynağımızdır. Doğal sit statüsündeki bu alanın korunması, kısa vadeli ticari çıkarlara feda edilemez. Anayasa'nın 56'ncı maddesi uyarınca çevreyi korumak devletin ve vatandaşların ödevidir. Yetkili kurumları, önceki yargı kararlarını ve bilimsel raporları dikkate almaya, kapasite artışı talebini reddetmeye ve bu projeye izin vermemeye çağırıyoruz. Şirketin bir önceki projesine ilişkin 'ÇED Gerekli Değildir' kararı, derneğimizin de dahil olduğu dava sonucunda 2022 yılında iptal ettirilmişti. Mahkemenin ortaya koyduğu bilimsel eksiklikler ve T.Ü. akademik raporunda belirtilen ekolojik risklerin hiçbiri kalkmadığına göre böyle bir proje kabul edilemez ifadelerini kullandı.

Ayten Eren, Yetkili kurumları, doğal varlıklarımızı koruma yönündeki anayasal sorumluluklarını yerine getirmeye ve kapasite artışına karşı ret kararı almaya ve Meriç Nehri'nin tekrar 'Nitelikli Korunan Doğal Sit Alanı' statüsüne geri almaya çağırıyoruz. Doğal varlıkların korunması bir tercih değil, devletin anayasal sorumluluğudur dedi.