YÖK Başkanı Özvar: Küresel ölçekte süper güçlerle rekabet edebilecek bir altyapıya ve kapasiteye sahibiz
Yiğithan HÜYÜK/BURSA, (DHA)-YÜKSEKÖĞRETİM Kurulu (YÖK) Başkanı Prof
YÜKSEKÖĞRETİM Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Bugün, 208 yükseköğretim kurumunun, yaklaşık 187 bin akademisyenin ve 7 milyona yakın üniversite öğrencisinin yer aldığı güçlü bir yükseköğretim sistemine ulaşılmıştır. Bu sistem, dünyada küresel ölçekte süper güçlerle rekabet edebilecek bir altyapıya ve kapasiteye sahiptir dedi.
Bursa'da meslek yüksekokulu öğrencilerini eğitim dönemlerinde doğrudan işletmelerle buluşturacak 'İşletmede Mesleki Eğitim (3+1) Modeli', Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), YÖK ve Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) iş birliğiyle hayata geçirildi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay arasında iş birliği protokolü imzalandığı törene, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ile AK Parti Bursa milletvekilleri Mustafa Yavuz ve Osman Mesten de katıldı. Protokol töreninde konuşan Özvar, yükseköğretimde mesleki eğitimin güçlendirilmesi, sektörün ihtiyaçları doğrultusunda nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu.
'25 YILDA YÜKSEKÖĞRETİM ALTYAPIMIZA ÇOK BÜYÜK YATIRIMLAR YAPILDI'
Bursa'nın da aralarında bulunduğu 7 pilot ilde hayata geçirilen İşletmede Mesleki Eğitim (İME) modeliyle öğrencilerin eğitim süreçlerinin bir bölümünü iş yerlerinde uygulamalı olarak geçirmeleri, teorik bilgilerini iş hayatında pekiştirmeleri ve sektörün ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri kazanmalarının hedeflendiğini söyleyen Erol Özvar, üniversite-sektör iş birliğini, sistemin işleyişi bakımından yapısal bir gereklilik olarak değerlendirdiklerini belirterek, şunları söyledi:
Eğitim sistemiyle iş gücü piyasası arasındaki bağın zayıflaması, bir yandan mezunların istihdama katılmasını güçleştirirken diğer yandan sektörlerin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağına erişimini engellemektedir. Bu sebeple temel hedefimiz, yükseköğretim sistemimizin yetiştirdiği insan kaynağıyla sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bir uyum oluşturmaktır. Son yıllarda uygulamaya koyduğumuz politikaların ana istikameti de bu hedef doğrultusunda belirlenmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, son 25 yılda yükseköğretim altyapımıza çok büyük yatırımlar yapılmıştır. Bu yatırımlar neticesinde bugün, 208 yükseköğretim kurumunun, yaklaşık 187 bin akademisyenin ve 7 milyona yakın üniversite öğrencisinin yer aldığı güçlü bir yükseköğretim sistemine ulaşılmıştır. Bu sistem, dünyada küresel ölçekte süper güçlerle rekabet edebilecek bir altyapıya ve kapasiteye sahiptir.
'AMACIMIZ YÜKSEKÖĞRETİM SİSTEMİNİ KÜÇÜLTMEK DEĞİL'
Özvar, yükseköğretime erişimin genişletilmesinde önemli bir aşama kaydedilmesinin, önceliğin nicelikten niteliğe yönelmesini mümkün kıldığını, kontenjan planlamasını veriye dayalı, rasyonel ve sektörlerin ihtiyaçlarını gözeten bir yaklaşımla gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Mezunlarının istihdam imkanı sınırlı kalan, sektörlerle bağı zayıflayan ya da büyük ölçüde işlevini yitiren programları, etraflıca incelediklerini söyleyen Erol Özvar, yapılan değerlendirmeler sonucunda bazı programların kontenjanlarını azalttıklarını, bazılarını günün ihtiyaçlarına göre dönüştürdüklerini, gerekli görülenleri de kapattıklarını belirtti. Özvar, yapay zeka, dijital teknolojiler, ileri üretim sistemleri, yeşil dönüşüm, enerji, tarım teknolojileri ve sağlık gibi stratejik alanlarda açılan yeni programları da desteklediklerini vurgulayarak, Amaç, yükseköğretim sistemini küçültmek değil, sistemi geleceğin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemek ve ülkemizin kalkınma hedefleriyle daha güçlü bir uyum içinde çalışmasını sağlamaktır diye konuştu.
'SONUÇLAR MODELİN ÜLKE GENELİNDE YAYGINLAŞTIRILMASINA YÖN VERECEK'
Konuşmasında 'İşletmede Mesleki Eğitim' modeline ilişkin detayları da paylaşan Özvar, şunları söyledi:
Meslek yüksekokullarında 3+1 ve 2+2, lisans programlarında 7+1 ve 6+2 modelleriyle öğrencilerimizin bir veya iki dönem boyunca doğrudan çalışma hayatının içinde bulunmalarını hedefliyoruz. Burada söz konusu olan, klasik anlamda uzatılmış bir staj değil, kredilendirilen, ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulan ve akademik açıdan düzenli biçimde izlenen yapılandırılmış bir eğitim sürecidir. Model sayesinde öğrenciler öğrenimleri devam ederken üretim disiplinini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü ve çalışma hayatının işleyişini tecrübe etme fırsatını bulacak. Bu kapsamlı dönüşümü sağlıklı biçimde hayata geçirmek amacıyla pilot uygulamayı, Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere 7 ilimizde başlatıyoruz. Bugün uygulamanın ilk aşamasında Bursa'dayız. Yaklaşık 120 bin öğrencimizin eğitim gördüğü 185 mesleki ön lisans programını kapsayacaktır. Pilot uygulama, yalnızca üniversitelerle işletmeler arasında yürütülen bir çalışma değildir. Süreç, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı başta olmak üzere ilgili kamu kurumlarının, meslek kuruluşlarının ve sektör temsilcilerinin etkin katılımıyla sürdürülmektedir. Pilot uygulamadan elde edilecek sonuçlar, modelin ülke genelinde yaygınlaştırılmasına yön verecektir.
104 ÜNİVERSİTEDEKİ 381 MYO, 283 ODA VE BORSA İLE EŞLEŞTİRİLDİ
YÖK ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) arasında yürütülen iş birliği çerçevesinde, bugüne kadar 104 üniversitedeki 381 meslek yüksekokulunun, 283 oda ve borsa ile eşleştirildiğine dikkat çeken Erol Özvar, Hedefimiz, istihdama duyarlı programlar geliştirmek ve sektörün beklentilerine uygun eğitim ve staj imkanlarını çoğaltmaktır. Eşleştirilen her meslek yüksekokulunda odalar ve borsalar tarafından belirli sayıda öğrenciye burs desteği sunulacaktır. Meslek yüksekokullarımızda, odalar ve borsaların katkılarıyla yeni laboratuvarların ve uygulama alanlarının kurulması sağlanacaktır ifadelerini kullandı.
'SEKTÖR TEMSİLCİLERİNE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR'
Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü:
Protokol kapsamında, sanayinin değişen ihtiyaçları doğrultusunda mevcut eğitim programlarının güncellenmesi, ihtiyaç duyulan alanlarda yeni programların açılması ve ders içeriklerinin sektör temsilcilerinin katkılarıyla zenginleştirilmesi öngörülmektedir. Programların yapılandırılması konusunda sektör temsilcilerine de önemli görevler düşüyor. Her neye ihtiyaç varsa o ihtiyaçların müfredata alınması konusunda üniversitelerle iş birliği yapılmasını bekliyoruz. İşletmede mesleki eğitim süreçlerinin etkin biçimde yürütülmesi amacıyla sektör temsilcileri, öğretim elemanları ve insan kaynakları uzmanlarından oluşan ortak çalışma grupları kurulacaktır. İşletmelerde görevlendirilecek eğitici personelin öğrencilerimize rehberlik etmesi ve bu kişilerin sürekli hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi, uygulamalı eğitimin niteliğini artıracaktır.
'ÖĞRENCİLERİMİZ, FİRMALARIMIZ VE ÜLKEMİZ KAZANACAK'
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay da gençlerin henüz öğrencilik yıllarında üretim ortamını tanımalarını, iş kültürünü öğrenmelerini ve mesleklerini reel sektörün kalbinde deneyimlemelerini istediklerini dile getirerek, 'İşletmede Mesleki Eğitim' modeliyle gençlerin istihdama geçişi kolaylaştırılırken, firmalarımızın ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sağlanacak. Üniversitelerimizin bilgi birikimini iş dünyamızın tecrübesiyle buluşturduğumuzda öğrencilerimiz, firmalarımız, Bursa ve ülkemiz kazanacaktır dedi.